• ask

    AŞK GERÇEKTEN YOK! İSPATI BURADA!!!

    AŞK GERÇEKTEN YOK! İSPATI BURADA!!! Aşk insanları size sesleniyorum, AŞK’ sız yaşayamam diyenler sizlere de, Ayrıca AŞK olmadan asla diyenlere de ve AŞK varsa mutluluk her zaman olur diyenler sizleride unutmayalım. ) sizin Aşk’ tan anladığınız nedir , güzel bir ilişkimi ? kısa süreli bulutların üzerinde uçmak mı? hayatı toz pembe görmek mi? yoksa bir […]

    Read more »
  • dedikodu-ruhu-yaraliyor

    İNSANLAR NEDEN DEDİKODU YAPAR?

    İNSANLAR NEDEN DEDİKODU YAPAR? Dedikodu yapmadan duramayan , dedikoduyu bir fizyolojik ihtiyaç gibi emen, insanların arttığı bir dünyada yaşıyoruz. İnsanlar kendi mutsuzluklarını rehabilite etmek için, başka kişilerin açıkları , eksikliklerini , hatalarını konuşarak ve konuştuğu kişiden de kendisinin gibi aynı şekilde tepki göstermesini görüp bundan haz duymaya bayılırlar. Bak ya, işte gör , öyle miymiş, […]

    Read more »
  • olumlama2

    Olumlama 21 Günde Hayatınız Değişecek

    HER SABAH 21 GÜN AŞAĞIDAKİ METNİ OKUYARAK GÜNE BAŞLAYIN , DEĞİŞİKLİKLİKLERE SİZ BİLE İNANAMIYACAKSINIZ!!!   Ben (Adınızı söyleyiniz) Bilerek ya da bilmeyerek alt ve üst bilincimde oluşturduğum tüm gereksiz ve negatif düşünce kalıplarımı iptal ediyorum. Bunların yerini sevgiyle dolduruyorum. ……………… karşı hatalarımı biliyor, kabul ediyor serbest bırakıyorum. İçimde artık onunla ilgili kötü düşüncelere yer yok. […]

    Read more »

YARDIM ET KENDİNE…

“Direkt damardan alkol almalıyım.” dediğim şarkılar pek azdır. Yeni bir şarkı keşfettim efenim, Thurizas-endless inanılmazdı, beynimden vurulmuşa döndüm, tuğla gibi düştü yıkıntılarıma. Geçmişin tozunu kaldırdı yeniden. Elime yüzüme bulaştı.Ama mutsuz olmadım.Onca sevebildiğime şükrettim zamanında.

Neyse ki şarkılar var. Hayatı klip gibi yaşayanlar için şarkılar ve kulaklıklar vazgeçilmezdir bir bakıma.”Üzüldüğünde, su birikintisinde banyo yapan serçeleri düşle !” demişti, bir erkek arkadaşım, o gün bugündür; pek üzülemem, hemen gülümsetir çizdiği hayal, bu nasıl bir kod ise işte. Ruhun çaprazlanması mı, çakışması mı, her ne haltsa bu; mükemmeldi. Yollarımızı ayırmış olmamıza rağmen; benim onun öğretileriyle hareket etmem bazı, bazı benim ona öğrettiklerim ve uygulandığına emin olduklarım, uzamımın işlemesi ve tıkırında olması her şeyin, özlemler bir kenara gayet iyi idi, diğerleri için de aynı durum geçerli, hayatımıza giren herkeste bir parça biz bırakıyor, bir parça da onlardan alıyoruz işte.

İnsan neden özler? Nasıl Özler ve neyi özler en çok ?

Ben,elle tutulur bir şeyi özlediğimi sanmıyorum öncelikle, yani eline yüzüne dokunulacak biri ya da bir şeyler değil özlediğim. Bir köy özlüyorum mesela, içinde mutlu çocukların koştuğu, annelerin onlara iyi eğitici olduğu, nefret duygusu ile tanışmalarına hiç fırsat verilmeyen bir köy, dağlarında uçurtmalar uçurulan.Sonra sevmenin kendisini sevdiğimden, ruhunu tüm ariliği ile görebildiğim adama şiirler yazmak istiyorum. Adı, Bozkurt Olmuş,Ala Beyaz Geyik Olmuş fark etmez. Yeni Yıl da olabilir mesela. Her yeni yıl ölüme biraz daha yaklaşmak demek olsa da,her ‘yeni’ içinde umudu da saklar değil mi ? Neden özlediğimi bilmiyorum. Anı özlüyorum, geçmişi özlüyorum, geleceğimdeki adamı belki, belki çocuklarımı, bahçemde yetiştireceğim meyvelerimi özlüyorum.

 

Ne zaman bir örümcek görsem, ağulu özlemlerin peşine takılır ruhum, azar azar tükendiğimi hissederim, ah alkol olmalıydı derim kendime, bu tutkuya dayanılmaz,bu özlem; adamı yıkar geçer, sevgin dağıtılmakla bitmez,ölsen daha mı iyi idi sevgili fani ? Sen ölsen de bulursun ama savaşacak bir şeyler, uzamın bırakmaz peşini… Sağlığına…En iyisi yaşa sen,bir şarkı bunları düşündürdüyse sana, daha yaşayacak çok şey var !Çıkar kendini kuytularından..

Helping

ESİNTİ…

Kurtarıcı olmak istemiyorum ben, “beni senden iyi kimse anlamaz” zırvalarından sıkıldım.Keşke beni de anlasa birileri diyemeyip yutmaktan da yoruldum.Her güzel şeyle, her kötü şeyi bir tutmak zorunda olmaktan,buna alışmaktan bıktım.Ne çok boşluk varmış ruhumda, ne çok mahvolmuşum, ezilmişim satır aralarında.Keşke okumasaydım, öğrenmek gibi bir tutku ile tanışmasaydım mesela.Ne bileyim o zaman ortalama olurdu hayallerim, ortalama insanlar gibi beğenirdim.Doluluk aramazdım, içi boş da severdim, içi boş deyince aklıma eski mahallenin, fırınından çocuk ellerimle aşırdığım kahramanım tahta dolap lezzetleri gelmezdi aklıma, bilinç akışıma yenilmezdim çünkü; öyle bir durumla karşı karşıya kalsam bile sırf adını bilmediğimden, aldırmazdım.

Alıp alıp götürmesi yok mu bazı şeylerin hayattan, hani az daha zorlasam alem değiştirecekmişim gibi dalıp gitmelerim, Bundan çok korkmaya başladım. En kötüsü daha fazla, olabildiğince fazla öğrenmeden ölmek de istemiyorum. Bir psikolog bu cümleleri okusaydı, nasıl çıkarımlar yapacaktı aşağı yukarı tahmin ediyor olmaktan da yıldım.

En iyisi bir ağaç dalı verin bana boynuma onu asayım…

Elma ağacından olsun mümkünse, gökten üç elma düşer ya hani, elma paylaşımcıdır, ona mahsuben.Birer de baykuş koyun mezarımda mezat yerine koyulacak ne varsa, her birinin başına bir tane… Herkes korkar, ben seslerinde huzur bulurum, bilgelik çağlar ses tellerinden, duymazlar…

Bir ağaç dalı verin bana boynuma asayım onu….

Doğa-Manzaraları-slayt

 

 

 

NE KADAR DOĞRU ?

Oğlum bir seri katil olsaydı, ona haksızlığa mahal verenleri, haksızlık yapanları, sapkınları öldürmesinin dünya için iyi olabileceğini öğütlerdim bu sanırım iyiye yöneltmek olurdu dünya bir kaç pislikten kurtulurdu.Desem de inanmayın….

Şaka bir yana üçüncü sayfa haberlerini okumaya direniyorum çoğu zaman, işim gereği müthiş efor sarfederek okuyorum. Canım hiç bu kadar sıkıldı mı bilmiyorum.Kocalarını öldüren kadınlar, seri katiller, onları kahramanlaştıran halk,tecavüzcüler,tecavüz edilen kadının idam edilmesi,savaş…Mağdura hiç olmazsa psikolojik destek olunacağına katli vacip kılınıyor, suçluyu daha da göğe çıkararak egomanyaklığa çanak tutuluyor.

Ben cinayet işledim ama iyi bir şey yapmışım galiba düşüncesinin nedeni nedir, sapkınlık nerede başlar ? ölenin haleti ruhiyesi hayatta kalındığına göre daha iyi olmalı öldürenden…

Hangimizi alacağız şimdi içeri, vicdanımızı mı,şakşakladığımız katilleri mi ?

Kopasıca dillerimizi mi, ne zaman siddeti bu denli destekler olduk ?

Hangi ara ayyuka çıktı kadınlarda bile montanist duygular ?

En iyisi bir köşede oturalım, düşünelim ne kadar doğruyuz vicdanen, ya da kadarla eder biçilmez,nasılız bir bakalım…

Ne Zaman Böyle Büyüdük ?

İnsan ne zaman büyür diye düşünürüm nicedir. Cevabını da buldum sanırım, insan ilk; kocaman bir şeyi kaybettiğinde büyür.

Nedir bu kocaman şey, neye göre nitelenir ? Düşündüm, düşündüm de ; içim ezim ezim ezildi…Yaman bir sevda idir örneğin, yahut ölümlü ayrılıktır.Ama ilk,”insan kaybettiğinde büyür insan”. Aileden biri olabalir bu,anne olabilir, baba olabilir, kardeş olabilir,çocuk olabilir, bir de sevgilin olabilir örneğin. Kimin yüzünü avuçladıysak, kimi daha çok sevdiysek onun gidişini izleyemeyiz…

Bir baba düşününü, anne ya da, bir de çocuk cinsiyetinin önemi yok, çocuk ya da baba, ya da anne elleriyle illa ki kavrar  birinin yüzünü,ya da karşılıklı birbirlerinin, ama mutlaka kavrarlar sevgi dolu bakarlar mutlaka, siz de yaptınız hatırlamazsınız. Milim milim ezberleriz sevdiğinizin yüzünü bu bir güdüdür belki, hani gözümü kaybetsem seni unutamam, unutmak istemem deyişi kendi farkımızda bile olmadan…

Geçmiş silinmez elbet kaybetsek bile, o vakit anılar büyütür sizi, kalbinize ilk çuvaldızınız geçirilmiş olur kaybetmekle birlikte hiç düşmemek üzere, arada şarkı dinlersiniz, arada paylaştığınız anlara bir de onsuz gitmeyi düşünürsünüz, cesaretinizi toplar gidersiniz, astral seyahat misali, ama anılar yıkılır başınıza,kaçmadan edemezsiniz. Haylaz bir kedi oturmuş gibi bağrınıza, yalar durur çuvaldız batıklarınızı, ne çuvaldız alışır size, ne siz ona, kanar durursunuz ömrü billah…

 

Bu yazı neden yazıldı, bu yazı babalar gününe özeldi, baba, anne, abi, kardeş,sevgili, çocuk devamlı kaybettiğiniz ne varsa yaşlandınız bir kere, yaşlı yüzlerinizi avuçlarım birer birer, hayat ilk kalben büyütür insanı, kalplerinizden öperim…

Allah hepinize gayret kuvvet versin…

 

Tüm Babaların da babalar günü kutlu olsun…

Haylaz kediye selamlar …. 825139-ask-kalbi-6

 

 

Napalım Tabiatımız Böyle…

Günden güne, değişen teknolojinin verdiği hızlılıkla birlikte,insanı ve insan hayatlarını çabuk tüketmeye başladık sanırım.

Hep mi konserve yaşanır diyorum bazen, hep mi yoruldumlu olacak başladığımız yollar ?

Öyle tahammülsüz olduk ki. Dizlerimize oturtamadık daha kendi yaşamımızı dinlensin diye, elektronik aletlere ayırdığımız vaktin azını kendimize,sevdiklerimize ayırsaydık belki daha sağlıklı düşünür, daha zinde hissederdik.

Hep bir şeyler eksik hayatımızda, sıkça mutsuz hissediyoruz gün içinde. Dost, arkadaş, sevgili kaybetmek, sosyal yalanlar etkisi ile de öyle kolaylaştı ki, anında harcıyoruz sorgusuz sualsiz. Neden bu böyle, kulaklıklarla geziyorum sokaklarda nefret söylemi ile karşılaşmayayım diye.

Daha fazla kaybetmekten korkuyorum, affetmeyi kaybediyoruz en çok… Bir de öyle bir öğrendik ki iliklerimize kadar işledi napayım ben böyleyim halleri. Tripkar tavırlar gırla… Kendimize bile tavır yapar haldeyiz öyle bir acizlik düşünün…

Durumun vahametine bakın hele.Öyle zor kazanırdık ve öyle zor kaybederdik ki önceden…Algımızı yönetenler bizi mahvetmek istediler,başardılar da…

Hayır efendim tabiatımız öyle falan değil dönüp bakmalı  atalara…

Her şeyin dokunaklısı, somutu tatmin eder insan doğasını, şimdi öyle mi ?

En çok istediğimiz bir sahipliğin bile heves süresi en fazla bir ay, bir ay sonra yenisine kayıyor gözümüz, insan için de aynı sahiplenme söz konusu sevgide… Mahvoluyoruz… Acizleşiyoruz, eller, kalpler nasıl kenetlenir birbirine gün geçtikçe unutuyoruz…

Önceden komşu teyzenin yemek kokularını duyar, canımız o yemekten çekerdi ve o akşam o yemek sofrada olurdu bilirsiniz, mahalle kültürü, sahiplik, saygı, Komşusu açken tok yatan bizden değildircilik vardı…Şimdi öyle mi? Özlemlerimiz bile değişti, görerek canımız çekiyor ne büyük kayıp açların da gözüne sokuluyor bu,dokunaklıydık be önceden insanı kalbinden vurmayalım diye sarıp sarmalardık tüm tutuculuğumuzla. Tutuculuktan kastım, bağnazlık değil yanlış anlaşılmasın… Önceden hayata bulduğumuz tüm kollarla sarılırdık…

Çok yalnız kaldık. An geliyor napalım tabiatımız böyle sözünün işlemediği suskunluklar da düşüyor hayat takvimimize, kendimize dahi tavır takınamıyoruz, doyumsuzluk büyük mesele…

 

 

YAŞARKEN

                      images

Buradan iyi yürekli insanlar geçecekler. Ben için için sızlayacağım. Kalbimin camını çerçevesini indirip ses etmeyeceğim. Çok kan akacak içime, inanmaktan ölemeyeceğim lakin. Gördüğüm her yükseklikten kabir için bir düşüş hayal edeceğim. Hareket etmeyeceğim, düşemeyeceğim. Dünyada kendime yer edemedim, inanmaktan ölemedim.

Uyuyunca geçer dediğimiz şeyler vardı, Korteksi, Retinayı yaktım geçmediler.
Çocuklara şaşalı mumlar verin kokulu,
Metafizik mezarımı ziyarete gelsinler.
Bir kaç mit kahramanını öveyim gözlerinden öpüp hepsinin.
Sonra diyeyim; “Dünya’ nın ölümünden daha beter bir şey bu.”
“güzel günler görün,ölüyken, yürümeyin, gülmeyin, habersiz olun kendinizden.

Hayatınız kötümü? birde bunu deneyin

Ağzımızdan çıkan her söze dikkat etmeliyiz, düşünceler nesneye dönüşür , düşüncelerimizi sözlere yansıtıp söylediğimizde enerjiyi açığa çıkarmış oluyoruz, bu nedenle düşünürken  , konuşurken hep pozitif , güzel olgular hayal etmeli, düşünmeli ve söylemeliyiz.  Ne kaybedersiniz ki! olacak zaten olacaktır kötü düşünmenin , kaygılı olmanın ,üzulmenin size ne yararı olabilir. 

internette arama motorlarından şu kelime yada cümleleri aratarak bu konu hakkında detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz ;

olumlama

pozitif düşünme

bumerang yasası

çekim yasası

secret (secretçılar)

21 günde olumlama ile hayatınız değişecek

olumlama yapma vb.

 

 

HAZIR OLUMLAMA YAZILARINI KENDİNİZE UYARLAYARAK YADA AŞAĞIDAKİ UYARILARI DİKKATE ALARAK KENDİNİZ İÇİN OLUMLAMA OLUŞTURABİLİRSİNİZ!

* Tüm cümleler olumlu , pozitif olsun : ” ben güzelim ”  ” etrafım beni çok seviyor” ” herkesle aram iyi” vb. gibi.

* istediğiniz şeyleri kesin bir dille olmuş gibi kendinize söyleyin ; örnek , üniversite sınavına hazırlanan bir öğrenci için ” istediğim bölümde okuyorum , çok mutluyum” vb. gibi

*istediğiniz şeyi elde etmiş ve yaşıyormuş gibi konuşun ; yani şimdiki zaman ” çok zengin olacağım” değilde ” çok zenginim” olumsuz birşey söyleyecekseniz eğer geçmiş zaman kullanarak söyleyin ” çok mutsuzdum” vb. gibi

*Sadece olumlama cümleleri kurmak istediklerinizin olacağı anlamına gelmez, bunun için gerekli şeyleri de yapmak için gerekli adımları atmaya başlamalısınız. olumlama sizi çekindiğiniz konuların üzerine gitmeye , paniğe , umutsuzluğa kapılmamanızı sağlayacaktır. Size istediğiniz hayatı sağlamanız konusunda gerekli motivasyonu verecektir.

 

 

Sosyal Medya Her Yerde!!

sosyalmedya

Son okuduğuma göre Türkiye’de 31 milyon facebook ve 10 milyona yakın da Twitter kullanıcısı mevcut , bunların %30 u fake (sahte) hesap olsa bile yine de hatırı sayılır bir kullanım miktarı.

Bu da sosyal medyayı ; reklam yapmak için, hızlı yoldan fikir ve düşüncelerinizi yaymak için, herhangi bir konuda kamuoyu oluşturmak için cazip bir kitle iletişim aracı olmasını sağlıyor. Üstelikte erişilebilen insan sayısı ve sağlanan etki gibi dönütlerin (feedback) bulunmasıda , klasik kitle iletişim araçlarına göre (tv, radyo vs.) sosyal medyanın üstün taraflarının ve daha sağlıklı bir kia oluğunun göstergesidir.

Özellikle blog yazarları , hit (rayting) meraklıları , bloglarında veya kişişel web sitelerinde yazdıkları yazıları okutmak , ziyaretçi çekmek için facebooktaki grupları, sayfaları ve twitterdaki hashtag – tt (trend topic) leri çok iyi kullanıyorlar.

örnek verecek olursak , #benceask   diye bir Türkiye’de tt(trend topic ) olan bir başlığa , blog yazarı Twitterdan söyle bir twit attığında “#benceask budur okuyun http://www…………………………..net/askneder.htm ”  o an o topici takip eden binlerce kişi bu mesajı görecek ve %10’u mesaja tıklayarak siteyi ziyaret etse bile bu sitenin hiti, pagerank değerlerinin artması açısından çok büyük bir rakam, ya devamlı sosyal medyada vakit geçiren (benim gibi :)) blog yazarlarını düşünün ne büyük bir trafik sağlıyorlardır.

Özellikle 2 yıldan bu yana , Ülkemizdeki insanlar 24 saat Twitter ve Facebook’ta online olmak adına akıllı telefon kullanımı hatırı sayılır derecede arttırdı. Türkiye’de günümüzde 17 milyona yakın kişi Facebook ağına  akıllı telefon veya tabletlerden giriyor. Twitter da ise durum 6 milyona yakın , ne kadar büyük bir kitleye ne kadar kısa zamanda ulaşabileceğimiz üzerine artık bir söze gerek yok sanırım bu rakamlardan sonra.

3g

GSM operatörlerinin 3g internet paketlerinin ucuzlaması , artık hemen hemen her cafede hatta kahvehanede bile wifi (kablosuz internet bağlantısı) bulunmasının da etkisi büyük,

Özellikle sosyal ağlara girişi, takibi, kullanmayı  kolaylaştıran akıllı telefon programlarını da unutmamak gerekir.

İphone için Apple’in İOS , sistemi için bugün Apple marketten istediğiniz kadar sosyal medya programını telefonunuza ücretsiz indirip kullanabiliyorsunuz.  Twitter , Facebook , Linked-in , Foursquare .

Android işletim sistemi için de aynı şey söz konusu , dünyada akıllı telefon piyasasında Google’nin çıkardığı bu açık kaynak kodlu işletim sistemi Türkiye’de en çok kullanılan işletim sistemi olma özelliğini taşıyor. Bir çok akıllı telefon markası tarafından da bu işletim sistemi tercih edilmiş durumda : SAMSUNG , HTC , SONY  .   facebook Türkiye verilerine göre ; ülkemizde akıllı telefon kullanarak facebook’a girenlerin içerisinde Android işletim sistemi kullananların oranı % 65.

Herkese bol sosyal günler diliyorum.

 

i

Ne Sağcıyım , Ne Solcu İNSANIM İNSAN!!!

nopo

Sağcılar , Solcular, Sosyalistler , Demokratlar, Muhafazakarlar, Milli Görüşçüler, Milliyetçiler , Ulusalcılar, Kemalistler, Türkçüler, Kürtçüler, Devrimciler, Sosyal Demokratlar, Ülkücüler şimdide Çapulcular , Y gençliği , X gençliği , Ak neferler , Ülkücü Gençlik , bunlar bizde olan aklıma gelmeyen daha başka akım, siyasi görüş , düşünce ayrıştırmaları, Dünyadan bazı örnekler verecek olursak yeşiller, cumhuriyetçiler , şahinler , vesaireler , onlar bunlar , şunlar , doğulular , çinliler, zenciler , beyazlar, yerliler , yabancılar bilmem neler, hiç bitmiyor bu birilerini oraya buraya yakıştırmaya , yada birilerinin kendilerini ona buna , o gruba yada bu örgüte ait olduğunu hissetme ihtiyacı bitmezde.

Ama unuttuğumuz çok önemli bir obje , konu var ada İNSAN … herşeyden önce o akıma , bu görüşe hizmet edeceğimize temel anlayışımız olarak insanı ön planda tutarak hareket etsek yada insan merkezli davranışlarda bulunsak sorunlar biraz daha azalmaz mı? canlar daha az yanmaz mı?

böyle konuşunca da diyorlar ki ” ya nasıl bir insansın bir görüşün, siyasi bir kimliğin yok” , boş adamsın vs çok bilirkişili laflar yiyorsun. ADAMIN DİBLERİNDEN :)

Peki diyelim ki yok , hiç bir görüşü benimsemiyorum , bu ülkenin vadandaşı olduğum için minnet ediyorum , ülkemi, yaşadığım yeri insanları seviyorum, tek görüşüm herkes için adalet , herkes için mutluluk yada hiç bir görüşüm yok, sadece okuyorum , bilim yapmaya çalışıyorum ilk baş KENDİME, sonra AİLEME , sonra ARKADAŞLARIMA , sonra  ÇEVREME , sonra ŞEHRİME , sonra BÖLGEME , sonra ÜLKEME , sonra İNSANLIĞA faydalı olmaya çalışıyorum ama sadece bu kadar , ilk başta saydığım gruplardan veya düşünce akımlarımdan hiç birini benimsemiyorum.

PEKİ BEN KİMİM? neciyim? neyi destekleyorum?

cevap vereyim…

BEN İNSANIM,

Herşeye Rağmen

gul

En başında şunu söylemeliyim; o gülüşünüzden ödün vermeyin, sizi meşgul eden tüm düşünceleri söküp atın, kurtulun bunlardan. Arkadaşlar rahat olun, daima gülün.. Gabriel bir sözünde şöyle söyler; “Hiçbir zaman gülümsemekten vazgeçme, üzgün olduğunda bile. Gülümsemene kimin, ne zaman aşık olacağını bilemezsin.” ne kadar da doğru bir söz bu değil mi… Nerede ve ne şekilde olursak gülelim, en üzgün anımızda bile bırakın neye güldüğümüzü merak etsinler. Merak duygusu bir kıpırtı, bir kıvılcım.. bişey oluşsun ya, bi soru işareti oluşsun kafalarda. Ve şunu da apaçık destekliyorum “…gülümsemene kimin, ne zaman aşık olacağını bilemezsin” evet, aşk denilince şimdi akan sular duruldu.. ah biliyorum, gülün arkadaşlar. En olmadık anda bile patlatın bir kahkaha.. bırakın merak etsinler. Misal; değişik milletleri düşünün, aynı ortama gelirsin, karşındakinin ne dediğini anlamazsın ama onun ağızdolu gülmesi bile seni gülümsetebilir. İletişimin içinde gülümsemenin yeri ve önemi büyüktür, apayrı bir değer katar. Eğer insan kendine gülümsemiyorsa, kimseyle beraber bunu yapamaz, başaramaz. Gülümsemek bir ihtiyaçtır, düşünün; gülümsemenin bile bir mutluluk hormonu var, haksız mıyım? Tekar söylüyorum ve ufak bir tavsiye; en mutsuz anınızda bile gülümseyin, rahatladığınızı göreceksiniz.

1 2 3 5